Rotasız Seyyah Ankara’da

İşinden istifa edip dünyayı gezmeye başlayan ve paylaştığı gönderilerle birçok kitlenin merakla takip ettiği bir fenomen olan Mehmet Genç deneyimlerini paylaştı. Sosyal medyada ‘Rotasız Seyyah’ adıyla bilinen Genç, Afganistan gezisinin, tüm gezilerinin en büyük yarası olduğunu söyledi.

Mehmet Genç, 2010 yılında İstanbul’da çalıştığı firma tarafından eğitim için Tayvan’a gönderildi. O zamana kadar yurt dışına gitmeyen Genç, İstanbul’a geri döndüğünde dışarıda bambaşka bir dünyanın olduğunu ve artık ofis ortamında çalışamayacağını fark etti. Bunun üzerine istifa edip dünyayı gezmeyi planlayan Genç, ilk olarak serbest fotoğrafçılıktan elde ettiği gelirle seyahatlerine başladı. Hong Kong ve Ukrayna’da yaptığı model fotoğraf çekimleriyle hem adını duyuran hem de yeni işler almaya başlayan Genç, daha sonra ‘Kesintisiz bin gün seyahat’ projesiyle uzun soluklu yolculuğuna başladı. Gittiği her yerde yaşadığı deneyimlerini takipçileriyle paylaştı ve kitlesi giderek büyüdü.

‘Afganistan tüm gezilerimin en büyük yarasıdır’

Gezileri sırasında ses getiren projelere ve iki kitaba imza atan Genç, bir söyleşiye katılmak üzere Ankara’ya geldi. Söyleşi öncesi yapılan röportajda, gezileri sırasında yaşadığı farklı deneyimlerini paylaşan Genç, gezdiği ülkeler arasında kendisini en çok etkileyen ülke ve kendisinde en çok iz bırakan hikayeye ilişkin, ‘Afganistan’a gitmek, oradan çıkmak, orayı gezmek çok zordu. Bazı köylerine gittim. O köylerde bildiğiniz 200, 300 yıl öncesini yaşıyorlar hala. Portre fotoğraflarını çekmeyi çok seviyorum. Özellikle fotoğrafını çektiğim kişinin bir hikayesi olsun istiyorum. Afganistan’da bu tip hikayeler çok. Bazısı hüzünlü hikayeler ama beni orası çok etkiledi. İkinci kitabımda da belirttim, Afganistan tüm gezilerimin en büyük yarasıdır. Benim için çok etkileyici ve aynı zamanda çok tehlikeli bir yer. Ne zaman olur bilmiyorum ama yine gideceğimi biliyorum’ ifadelerini kullandı.

‘4 tane Taliban militanı ve liderleriyle röportaj yaptım, fotoğraflarını çektim’

Afganistan gezisi sırasında 4 Taliban militanını ziyaret edip fotoğraflarını çektiğini belirten Genç, yaşadığı deneyimleri anlattı. Genç, ‘Afganistan’a, İran’dan kara yoluyla geçtim. Ülkeye girer girmez NATO’da çalışan askerlerimiz, Büyükelçilikte çalışanlar bana ulaştı ve ülkeden çıkmamı, çok tehlikeli olduğunu söylediler. Ben 1 aylık vize alıp oraya gittim ve 1 ay orayı gezeceğimi söyledim. Çıkmak istemedim. Bir şekilde şehirleri gezerken birileriyle tanıştık. Evinde kaldığım kişiler ya da dışarıda tanıştığım kişiler bana yardım etti ve Taliban’ın dağdaki karargahına gittik. Bildiğimiz kadarıyla şu ana kadar hiçbir Türk gazeteci oraya gitmemiş. Oradaki büyükelçiliğimiz öyle söyledi. 4 tane Taliban militanı ve liderleriyle röportaj yaptım, fotoğraflarını çektim. Tehlikeli adamlar. Her şeyi soramıyorsun. Benim önceliğim onların fotoğraflarını çekip, bulundukları yere gitmekti. Çok zordu ve tehlikeliydi ama yaptım’ şeklinde konuştu.

‘Projeyi bitirip paylaştıktan sonra dünyada çok ses getirdi’

‘Çok Güzelsin Demenin Etkileri’ projesi kapsamında bir video oluşturarak dünya çapında yankı uyandıran ve büyük beğeni toplayan Genç, projenin nasıl geliştirdiğini anlattı. Güney Amerika gezisi sırasında geliştirdiği projeyle ilgili olarak bilgi veren Genç, şunları kaydetti:

‘Bin günlük bir proje yaptım. Türkiye’den çıktım ve bin gün hiç Türkiye’ye dönmeden dünyayı gezmeye çalıştım. Meksika’da Maya yerlisi bir ablanın dükkanında bir şeyler bakıyordum. O sırada ablayla beraber fotoğraf çektirmek istedim. Saçlarını arkaya atmıştı, halbuki saçlarının ucunda kurdeleler vardı. ‘Bunu öne atsana daha güzelsin’ dedim ve o sırada fotoğrafımızı çeken arkadaş ikinci fotoğrafı da çekmiş. Sonra bu proje aklıma geldi evde fotoğraflara bakınca. Kadınların önce normal bir portre fotoğrafını çektim. Daha sonra onların dilinde onlara ‘çok güzelsin’ dedim. Onların o verdiği tepki, bazılarının utanması, bazılarının gülümsemesi izleyeni de etkiliyor bence. Bu projeyi yaklaşık 2,5 yıl Latin Amerika’da gerçekleştirdim. Amazon’da ve Kolombiya’da da yaptım. Projeyi bitirip paylaştıktan sonra dünyada çok ses getirdi. Dünya çapında birçok medya kuruluşunda yayınlandı. 15-16 tane farklı ülkede onların diliyle yayınlandı. Böyle güzel tepkiler almak bir fotoğrafçı olarak benim için fazlasıyla iyiydi. Böyle projeler yapmaya devam edeceğim gezilerim sırasında. Elden geldikçe boş geziler değil de onları projelendirmeye çalıştım.’

‘Pablo Escobar’ın yaşadığı eve de gittik, arabasını, çalışma odasını gördük ve orada fotoğraflar çektik’

Kolombiya gezisinde, hakkında çok sayıda film ve dizi çekilen Kolombiyalı uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın abisini ziyaret eden ve deneyimini paylaşan Genç, ‘Pablo Escobar öldürülüyor ama abisi onun bütün para işlerini yöneten adammış. Hala Kolombiya’da yaşıyor. Cezasını çekmiş şimdi normal bir hayat sürüyor. Bazı hostellerde bir organizasyon yapıyorlar ve Escobar’ın abisiyle tanışma imkanınız olabiliyor. Bir şekilde ben de ona katıldım ama her katılmanızda tanışacağınızın garantisi yok. Biz bir şekilde aradaki adamlarla biraz daha iletişim kurup Pablo Escobar’ın abisiyle tanıştık. Kaldığı eve gittik, Pablo Escobar’ın yaşadığı eve de gittik, arabasını, çalışma odasını gördük ve orada fotoğraflar çektik. Enteresan bir deneyimdi. Abisinden imzalı bir fotoğraf aldım. Aslında adamlar kötü adamlar ama bir şekilde dünyada isim yapmışlar, çok yerde haber olmuşlar yıllarca. Gidip görmek istedik. Şansı zorlayıp onu da gördük’ açıklamalarında bulundu.

‘Çok aman aman zorlandım, çok aç kaldım diyebileceğim bir anım olmadı’

Genç, ‘Gittiğiniz bazı ülkelerde yemek sorunu yaşadığınızı biliyoruz. Sizi en çok zorlayan hangi ülkeydi ve denediğiniz farklı yiyeceklerden en beğendiğiniz hangisiydi’ sorusuna, ‘Ben zor şartlarda gezdiğim için yemeği çok dert etmiyorum ama her gezimde kilo kaybedip geri geliyorum. Amazon’da 4 ayımı geçirdim. Diğer yaptığım projeyle de Ekvador’dan başlayarak nedeyse Pasifik Okyanusu’ndan Atlantik Okyanusu’na kadar 6 bin 500 kilometre gittik. Amazon bölgesini sadece nehirle geçtim. O süre içinde yerli kabileleri de ziyaret ettim. Amazon’da 3 haftamı Marubo kabilesiyle geçirdim. Onların yedikleriyle doymak çok zor. Orada ekmek yok. Adamlar her şeyi muzla yiyorlar. Maymun da yiyorlar. Maymun yedim. Haşlama yapıyorlardı her şeyi. Öyle aman aman bir tadı yoktu. Onların köyünde papağan avlamışlardı ve papağan yedim. Yediğim en lezzetli şeydi. Kaplumbağa ve kaplumbağa yumurtası yedim. Bunların hepsi birebir yerinde deneyimlenen tatlardı. Çok aman aman zorlandım, çok aç kaldım diyebileceğim bir anım olmadı. Bir şekilde karnımı doyuruyorum’ yanıtını verdi.

‘Bir anda San Francisco’da oranın en pahalı evlerinden birinde de kalabilirsiniz ya da çok kötü şartlarda betonun üstünde de uyuyabilirsiniz’

Gezileri sırasında kalacak yer problemini nasıl çözdüğüne dair açıklamada bulunan Genç, ‘Gezginlerin kullandığı bazı web siteleri var. Bir ülkeye veya şehre gittiğiniz zaman, orada yaşayan ve siteye üye olan kişileri buluyorsunuz ve ‘ben buraya gezmeye geleceğim, beni misafir eder misin’ diyorsunuz. O kişi de profilinizi olumlu görürse kabul ediyor. Tamamen ücretsiz. Meksikalının evine gidiyorsunuz. Kendi kültürünüzü ona gösteriyorsunuz, o da kendi kültürünü size gösteriyor. Bu site aslında kültür paylaşım sitesi. Ben elden geldikçe bunu kullanmaya çalışıyorum. Çünkü ulaşmak istediğim yerlere genelde bu kişilerden aldığım bilgilerle ulaşabiliyorum. Yerel kişiler o bölgenin tüm detaylarını biliyor. Genelde gezilerimde böyle konaklıyorum. Hostellerde kaldığım da oluyor ama öncelikli tercihim bu tip konaklama oluyor. Hiç bilmediğiniz kişinin evinde kalıyorsunuz. Bazen absürt şeyler de yaşayabiliyorsunuz. Bir anda San Francisco’da oranın en pahalı evlerinden birinde de kalabilirsiniz ya da çok kötü şartlarda betonun üstünde de uyuyabilirsiniz. Orası biraz sürpriz’ diye konuştu.

Sosyal medyadaki isminin neden Rotasız Seyyah olduğunu açıklayan Genç, 2014 yılında yaptığı kısa gezilerin artık yetersiz geldiğini ve bunun üzerine bin gün hiç Türkiye’ye dönmeden gezme projesini planladığını aktararak, ‘Bir isim bulmalıydım. Rotasız Gezgin ismini buldum. O sırada arkadaşlarımı arayıp tek tek soruyordum isim nasıl, fikriniz var mı diye. Furkan arkadaşımızı aradım. ‘Rotasız Gezgin ismini buldum ne dersin’ diye sorduğumda, ‘Seyyah ismini koysana, Rotasız Seyyah daha havalı’ olur dedi. O gün Rotasız Seyyah ismi çıktı. Ertesi gün hemen marka tescilini yaptırdım. O gün bugün öyle devam ediyor. Herkes ismi çok beğeniyor’ açıklamasını yaptı.

‘Gerçek anlamda dünyayı gezecekseniz cebinizde aylık ortalama 500-600 dolar olmalı’

Dünyayı gezmek isteyen fakat ön yargı veya cesaret edemedikleri için bunu gerçekleştiremeyen insanlara da tavsiyelerde bulunan Genç, ilk olarak 2 aylık İngilizce kursunda öğrendiği bilgilerle Tayvan’a gittiğini ve yurt dışı için çok iyi İngilizce bilmeye gerek olmadığını kaydetti. İnsanları ürküten korku bariyerini kırmanın zor olduğunun altını çizen Genç, ‘Ben onu birebir deneyimledikten sonra farkına vardım. Sosyal medya sayesinde gezgin arkadaşlar çoğaldı. Bu güzel bir şey. Ben Brezilya’yı bambaşka bir açıdan anlatırım, başka bir arkadaş çok farklı bir yerden ona yaklaşır. Bu zenginlik güzeldir ama bazen şunu çok görüyoruz; ‘Ben ayda 100-150 dolara dünyayı geziyorum.’ Bu kesinlikle yalan, bunlara inanmayın. Bu paralarla dünya gezilmez. O paraya 1-2 ay gezebilirsiniz. Gerçek anlamda dünyayı gezecekseniz cebinizde aylık ortalama 500-600 dolar olmalı. Daha fazla olursa daha rahat gezersiniz. Bu iş parasız olmuyor. Öyle kapının eşiğinden çık, gerisi kolay gelir laflarını ben çok söylemiyorum. Çok çalışmak lazım bunun için. Proje üretilirse, iyi bir fikir varsa bu hayal gerçekleştirilebilir firmaların desteğiyle’ değerlendirmelerinde bulundu.

‘1-2 ay sonra yeniden yola çıkarım ama neresi olur, nasıl olur, ne kadar süreli olur hiçbir fikrim yok’

En son dünyanın en uzun tren yolcuğunu yaptığını kaydeden Genç, İstanbul’dan Estonya’ya kadar sadece trenle, oradan Rusya’ya gidip Çin’e ve Çin’den de Özbekistan’a kadar döndüğünü söyledi. 5 ay süren bu yolculukta 22 bin kilometre yol ve 41 tane tren değiştirdiğini açıklayan Genç, 1-2 ay önce Türkiye’ye döndüğünü belirtti. Bu sürede dinlendiğini, konferans ve söyleşilere katıldığına belirten Genç, ”1-2 ay sonra yeniden yola çıkarım ama neresi olur, nasıl olur, ne kadar süreli olur hiçbir fikrim yok. O biraz spontane gelişecek ya da gelen projelere göre değerlendireceğim. Şu an net bir plan yok’ dedi.

‘Notlarım duruyor ama yakın zamanda üçüncü kitap çıkar diyemem’

Seyahat anılarını kalem aldığı ‘Rotasız Seyyah Yol Hikayeleri’ ve ‘Rotasız Seyyah Yol Hikayeleri 2’ adlı iki kitap çıkaran Genç, ‘Yeni bir kitap çıkarmayı daha düşünüyor musunuz’ sorusunu şöyle yanıtladı:

‘Bin günlük gezimin ortalarında ilk kitabımı yayınladım. O zaman Brezilya’daydım. Kitabın taslağını yayın evine gönderdim, kontrolden geçti, yayınlandı ve ben daha kitabı hiç fiziki olarak görmeden 2-3 ay çok satanlarda kaldı. Bin günlük geziyi bitirdim, anlatacak çok şey vardı. İkinci kitabı da yayınladık ve o da yine takipçiler sayesinde çok satanlarda kaldı. Benim kitaplarımda hiç şu ülkede şuraya gidilir, şu yenir gibi bilgiler yok. Tamamen gezilerim sırasında yaşadıklarım var. Üçüncü kitabı takipçilerim de soruyor. Kitap yazmak çok zor geliyor bana çünkü ben yazar değilim. Sadece başımdan geçenleri kaleme alıyorum. Tren yolculuğundan da bir kitap çıkabilirdi, notlarımı aldım ama şu an öyle bir vakit yok. 2-3 ay kendimi kapatmam lazım. Notlarım duruyor ama yakın zamanda üçüncü kitap çıkar diyemem. Belki 6 ay sonra, 1 yıl sonra yazmaya başlarız.’

’21 gün dünyadan kopuktum’

Gezileri sırasında bazen günlerce internete bağlanamadığı için dünyadaki gelişmelerden haberdar olamayan Genç, bu durumun kendisini nasıl etkilediğine dair ise şunları söyledi:

‘Amazon’daki Marubo kabilesine gitmek üzere 13 Temmuz gibi kayıkla yola çıktım. 7-8 gün köye ulaşmamız sürdü nehir üzerinde. 1 hafta köyde kaldık. 7-8 günde geri döndük. 21 gün dünyadan kopuktum. Orada elektrik ve internet yok. İlçeye geri döndüğümde ‘senin ülkende savaş var’ dediler. Dalga geçiyorlar zannettim. Darbe girişimi olmuş ama benim 3 hafta sonra haberim oldu. Sonra abimi aradım, her şeyi anlattı. İnanamıyorsun böyle bir şey olduğuna. Bu tip geziler yaptığımda zor yerlere gidiyorum. Oralarda internet, telefon, elektrik dahi olamıyor. O gibi durumlarda aileme gideceğim yeri söylüyorum. Antarktika’ya gittim. 11 gün sürdü yolculuğum. Orada da internetim yoktu’ diye konuştu.

‘Eğer gerçekten bir fikriniz varsa havayolu şirketleri size uçak bileti verirler’

Sponsorları nasıl bulduğuna dair birçok soru aldığını belirten Genç, takipçi sayısının artmasıyla birlikte firmaların çalışma taleplerinin arttığını kaydetti. Bunların büyük markalar olduğu için markaya uygun bir profil çizilmesi gerektiğine değinen Genç, ‘Markaya uygun bir profiliniz olmalı, hareketlerinize dikkat etmelisiniz ve takipçi sayınızın biraz yüksek olması gerekiyor. Bunları sağlayabilirseniz izleyenler, dinleyenler de kendi projesini sunup sponsor bulabilir. Özellikle havayolu firmaları bunlara çok açık. Eğer gerçekten bir fikriniz varsa havayolu şirketleri size uçak bileti verirler. Kayda değer bir fikriniz, projeniz olmalı’ açıklamalarında bulundu. – ANKARA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*