‘Batı, Rus gazını Türkiye’den alır’

FATMA G. KABASAKALLI- Rusya-Ukrayna savaşı sürerken, Avrupa tarihin en büyük enerji krizlerinden birinden geçiyor. Avrupa Birliği’nin (AB) “Rus gazından özgürleşme” adımlarını artırdığı dönemde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’de bir gaz merkezi (hub) kurma teklifi şaşkınlıkla karşılandı. Bazı Batı ülkelerinden “Desteklemiyoruz!” mesajları gelse de henüz yüksek sesli bir itiraz söz konusu olmadı. Gerçekten bir gaz merkezi kurulamayacağına inandıklarından mı yoksa bekle-gör politikası nedeniyle mi henüz net değil.

Uluslararası enerji gündemine aniden giren “Türkiye’de gaz merkezi kurma” projesini, AB’nin Türkiye üzerinden Rus gazı alıp almayacağını ve projenin olası detaylarını, önde gelen Rus enerji uzmanlarına sorduk…  

‘Putin’in teklifi müzakerelere davet niteliği taşıyor’

Rusya Bilimler Akademisi, Enerji Sektörü Tahmin Laboratuvarı Başkanı Valeriy Semikaşev, Vladimir Putin’in gaz merkezi teklifinin siyasi olduğunu, bunun Türkiye ile Avrupa’ya “müzakerelere davet” niteliği taşıdığını belirtti. Gaz merkezinin Türkiye ekonomisi için yatırım, ucuz gaz ve fiyat arbitrajı anlamına geleceğini belirten Semikaşev, Rusya ve Avrupa’nın bundan çıkarlarını ise şöyle sıraladı: “Rusya’nın çıkarı, gaz ihracatını ve dolayısıyla da gaz üretimini desteklemek. Avrupa’nın çıkarı da Rusya’dan makul bir maliyetle ucuz gaz tedariki ve enerji güvenliğini yeniden sağlamak.”

Türkiye’nin ilk aşamada yeraltı gaz depolama tesislerini genişletebileceğini veya Rusya’dan 30-45 milyar metreküplük başka bir boru hattı inşa edilebileceğini belirten Semikaşev, Rus gazının TANAP’a gönderilmesi durumunda kapasitenin daha da artırılabileceğini, bunun da 3-5 yılda yapılabileceğini söyledi. Bir diğer olasılığın da TANAP’ın “Azerbaycan ve Türkmen gazıyla” birlikte genişletilmesi olduğunu ancak burada da jeopolitik sorunlar bulunduğunu, Türkmen gazını böylesi bir hub’a bağlamak için, İran ve Rusya’nın onayı gerektiğine de dikkat çekti. Ancak TANAP’ın, gaz merkezinin temel unsurlarından biri olması gerektiğinin de altını çizdi.

Semikaşev, Türkiye’de kurulacak bir gaz hub’ının finansmanının da Batılı olmayan finans kuruluşlarından, örneğin Arap fonları, Çin İpek Yolu Fonu Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) Bankası, BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü kurumlarından sağlanabileceğini belirtti.  

‘Brüksel’den resmi  bir desteğe  ihtiyaç yok’

Rusya Ulusal Enerji Güvenliği Vakfı Başkan Yardımcısı ve Valday Tartışma Kulübü’nden Aleksei Grivaç da Avrupa’nın gaza çok büyük talebi olduğunu ifade ederek, “Bu talep Türkiye’de bir hub aracılığıyla, Rus gaz tedarikiyle kısmen karşılanabilir” dedi. Bunun gerçekleşmesi için Brüksel’den bir resmi desteğe ihtiyaç bulunmadığını, Avrupa hükümetlerinin, Türkiye üzerinden gaz teslim edebilecek üreticilerden ek gaz tedariki arayışında olduğunu savunan Grivaç, şöyle devam etti:

“Ankara, onlara bu yeni merkeze katılmayı teklif edebilir, böylece enerji köprüsü rolünden de faydalanabilir. Bu da Rus ihracatçısı ve AB ithalatçısı için çözüm olabilir. Çünkü hub’da satılan gazın menşeinin önemi yoktur… Elbette bazı AB ülkeleri ve kurumları, Washington ile Londra’nın çabasıyla enerji iş birliğimizi yeniden inşa etme çabalarına karşı çıkacaktır. Ama bir iyileşmenin için halen imkân olduğuna inanıyorum.” Türkiye’de bir gaz merkezi oluşturulmasının ilk etapta Güneydoğu Avrupa için bölgesel bir örnek olabileceğini ve enerji krizini hafifleteceğine değinen Grivaç, “Piyasalar artık birbirine daha fazla bağlı. Bu yüzden küresel gaz piyasaları için olumlu bir haber olabilir” diye konuştu. İlk etapta büyük yatırımlara gerek olmadığını da belirten Rus uzman, “Türkiye’deki mevcut altyapı, gaz merkezini başlatmak için bir miktar yedek kapasiteye sahip. Elbette yeni deniz boru hatları, kara ağları ve tesisleri inşa etmek için milyarlarca dolarlık yatırım ve birkaç yıl gerekecektir” dedi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*